Lilypie Fifth Birthday tickers Lilypie Maternity tickers

24 Aralık 2009 Perşembe

Aslına bakarsan anlatılması,yazılması gereken okadar çok şeyin oluyor ki ama gel gör ki fırsat bulup artık fotoğrafını bile çekemiyorum. Zaten çekmek istesem elimden alıyorsun makinayı güzel bir fotonu yakalamam mümkün olmuyor.
İyice konuşuyorsun çaktırmadan kameraya çekeyim desem hemen farkediyorsun oda kalıyor.

Sana yeni yeni şarkılar ,şiirler öğretiyorum ezberin kuvvetli olacak birkaç kere bana tekrarlatıyor sonrasında seninle birlikte söylüyoruz.
İlk minik kuş,ali baba, benim annemi öğrendin ayları sırasıyla sayıyorsun hangi ayda doğduğunu biliyorsun sadece babanın doğduğu ayı karıştırıyorsun. Andımızı ve saat dokuzu beş geçeyi öğrendin okulda sanırım cumaları söylüyorsunuz istilal marşınıda okuyabiliyorsun biraz.

Yeni birşey öğrenmişsin okulda hafta sonu yatakta seninle boğuşurken yaptın bayıldım çok hoşuma gitti hemen yazıyorum.

Parmaklarınla sayıyorsun 1 can ,2 can , 3 can ,4 can ,5 can işte bu da benim amcam :)
( işaret parmağınla göstererek :)) )

Dün akşam Caılluo cdsini aldım sana, bir bölümünde kreşe gidiyordu annesinden ayrılıyor arkadaş edinmeye çalışıyor falan bir baktım dudakların büküldü ağlamaklı oldun içlendin anne dedin sarıldın bana kendini gördün sanki yavru kuşum benim sen benim biriciğimsin.

16 Kasım 2009 Pazartesi


Anaokullu olduk sonunda. Uzun uğraşlar, aramalar sonucunda en sonunda istediğimiz gibi bir okul bulduk. Neredeyse bir ay olacak okula başlayalı ama tahminimizden daha çabuk alışıyorsun birşeylere.
Artık sabahları hepbirlikte çıkıyoruz evden okula bırakıyorum seni ,zaman zaman ayrılıklarımız hüzünlü olsada emin ol böylesi senin için daha verimli olacaktır,oluyor da...

Geçen hafta sonu oyun hamurlarını verdim eline oynadın sonra sıkılmış olmalısın ki yada başka birşeyle oynacaktın herhalde verdiğim hamurları alıp dolabına kaldırmışsın çok şaşırdım önceden bukadar değildin,yapıyordun ama söyleyince şimdi kendin kaldırman çok hoşuma gitti.

Birşey istiyorsun anne biraz alayım vericem diyorsun ve oynadıktan sonra tekrar veriyorsun hır gür çıkarmadan...

Parmak boyası yapıyorsun normalde ellerin kirlensin istemezsin ben sana boya aldığımda yaptıramamıştım ama şimdi eve yaptığın resimlerin gelince gururla duvara asıyoruz hepsini,sonra karşısına geçip nasıl yaptığını anlatıyorsun ve bunu ben yaptım diyorsun:))
Şarkıları birlikte söylüyoruz ,ayları sayıyoruz seninle oyunlar oynuyoruz güzel vakit geçiriyoruz.

Okul senin için verimli olacak kuzum. Belki bana büyüdükçe kızacaksın çalışıyorum diye ama herşey daha iyi bir geleceğin için emin ol.
Seni çok seviyoruz bitanem.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Beze Veda


Evet oğlum sonunda 2,5 senedir hayatımızın bir parçası olan beze veda ettik. Sen bu tarz vedalara sanırım bizden daha çabuk alışıyorsun . İlk önce anne-babadan ayrılığa,sonra emziğe veda da ve şimdide beze vedalara .Ben her seferinde zor olacak yapamayacağız dediğim şeyleri sen aksine daha bir olgunlukla karşılayıp beni bir kere daha yanıltıyor, mutlu ediyor ve gurur duyuyorum seninle. Aferim minik aşkım bununda üstesinden geldin artık.

16 Ekim 2009 Cuma

Kumbara


Daha önceden babanla elimize geçen bozuk paraları attığımız bir kumbaramız vardı tabi sana diye aldığımız. Daha çok küçük olduğundan sana öğretmemiştim kumbarana parayı atman gerektiğini. Geçen akşam bozuk para vardı elimde ve sen bozuk paraya payaa,kağıt paraya Atatürk diyorsun ( üstündeki resminden dolayı )
anne paya ver dedin
verdim onlarla oynadın bir süre sonra hadi annecim gel bu paraları kumbarana atalım , odana yöneldik kumbaranı gösterdim buraya paraları atalım çok paran olsun sana araba alalım dedim .
-Tamam anne diyerek zevkle attın paranı kumbarana.

Bir sonraki akşam işten geldim aramızda geçen diyalog aynen şöyle :
Ç: Anne sen işe gittin Atatürk kazandın mı?
A: Evet oğlum işe gittim Atatürk kazandım.
Ç: Anne bana paya vercen mii?
A: Ne yapacaksın parayı?
Ç: Kumbarama atacağım,araba ,motoy,yarış aabası alacağım dedi
A: Tabi bende bozuk para olmadığı için babana yönlendirdim gittin babandan aldığın gibi parayı
kumbarana attın .
Para biriktirmeyi de öğrendin kuzum ,şimdi en azından bekleyebilirsek doğum gününe kadar yada yılbaşına kadar biriktirdiğin paranla gidip istediğin oyuncağı alacaksın .

16 Eylül 2009 Çarşamba

park sefamız

Havaların güzel olmasını bahane ederek gittiğimiz park ve sefamız :))
-Annecim parka gittin kaydıraktan kaydın mutlumusun?
-Muttuyum anne :)

Hoopp kayıyorum işte















Mutluluk bu kadar kolay işte mutlusun oğlum hep mutlu olursun inşallah...

14 Eylül 2009 Pazartesi


Tatil dönüşü telaşlar,üzüntüler derken bilgisayara aktarmaya fırsatım olmayan fotoğrafları sonunda aktardım ve içlerinden en çok beğendiklerimi burada ekleyeyim dedim...
İşte bir haftalık tatilimiz olan yalnız sadece 3 gün tatil yapabildiğimiz fotolarımız ( hayat insana herşeyi yaşatıyor )
Tatil güzeldi ,seviyorduk burayı sanki içimdeki ses bana buraya aitsin,burada yaşamalı ve buranın havasını solumalısın diyordu...İlk önce bu şirin sincap karşıladı bizi duvarda ,daha sonra mı bakın isterseniz neler göreceksiniz

1 Eylül 2009 Salı

anne-kız üzerine

İnsan yasi ilerledikce daha iyi anliyor annenin degerini....


Sabah bulaşık yıkarken ellerimin annemin ellerine ne kadar benzediğinifark ettim. Benzemekten de öte; tıpatıp aynısı olmuşlar.. Ergenlik çağlarımda (hakikaten çekilmez bir yeniyetmeydim) anneminellerine sinir olurdum.Ya da şöyle diyelim: Sinir olduğum bir milyon sekiz yüz kırk altı şeydenbiri de annemin elleriydi.Kadıncağızın beni sinir etmek için ellerine özel olarak yaptığı bir şey deyoktu.Uzun kırmızıya boyanmış cadı tırnakları falan veya lime lime olmuş tırnaketleri gibi bir durum da yoktu.Sadece şekilsizdi. Yani güzel değildi. Ve ben buna sinir olurdum.'Hah' dedim kendi kendime 'şimdi senin de bir sıpan olsaydı o da sinirolacaktı ellerine. Yeterince güzel değilmiş diye..'Şimdi ise o eller biraz daha elimin içinde kalsın diye ne numaralarçekiyorum...Yok üşüdüm, tutsana elimi, yok kremi fazla sürdüm, alsana birazını,tırnakların uzamış, törpüleyeyim mi..Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çokbenziyorum.Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsasıkılıyorum.Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum.Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım.Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum. Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor, hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadanilerleyemiyorum artık. Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne debaşlayamıyorum. Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmışsayıyorum kendimi. Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum. Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artıkher gün sabah akşam sürüyorum. Üstelik fındık tanesi kadar miktar, oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimelise kurumak üzere.. Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmamane diyorsunuz? Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsamkapatıp cup yatağa giriyor olmama? Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımayabaşlamama? Ben de şaşırıyorum ama gerçek. Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorumartik!... Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacakmıyım acaba? Aklımın almadığı tek şey bu. Bütün dolap içleri yıkanmış, kurulanmışyoğurt kaplarıyla dolu. Hepsi küçük kuleler şeklinde üst üste dizilmiş, kuzu kuzu bekliyorlar. .Kapakları da elbette mevcut. Onlarca değil yüzlerce! Ne diyeyim... Bir gün elimdeki yoğurt kabını deterjanlarken anlarım herhalde kapbiriktirmenin esbab-ı mucibesini.. . *** Bu yazıyı geçen sene yine bu günlerde yazmıştım.. 'Anneler günü' vesilesiyle biraz değiştirerek yeniden yayınlamakistedim.. Çünkü hatırlatmak istedim ki annelerimizde kızdığımız, kırıldığımız,dalga geçtiğimiz, hafife aldığımız, lüzumsuz gördüğümüz, saçma bulduğumuz ne kadar huy, alışkanlık, arzu,istek varsa bir gün hepsini kendimiz de edineceğiz . şakanızı, siteminizi yaparkenbunu unutmayın istedim. Üstelik bazen sadece alışkanlıklar değil bahtlar da annelerden kızlaramiras kalabiliyor. İyi veya kötü.. Onları eleştirirken, yargılarken bunu da düşünün istedim.. Çünkü.. Ben.. Artık.. Yoğurt kaplarını biriktirmeye başladım..

21 Ağustos 2009 Cuma

Bir haftadır yaşadığım yoğun baş ağrısı ve mide bulantısını geçirmek için dün akşam yemekten sonra karanlık bir odada yatmaya kalkıştım(içtiğim hiçbir ilaç banamısın demedi :( )
Bu sırada sen tabi bezine doldurma işlemini gerçekleştirmişsin ,teyzen her ne kadar gel değiştireyim dese de seni ikna edemedi .Sen inatla annem değiştirecek dedin ve başıma geldin
-anne lüffen uyumaaa ,bezimi değiştirr ( tabi bunu kızgın bir ifadeyle söylüyorsun lüffene aldan mayın)
-oğlum hasta oldum uyuyorum desem de yok faydasız.
-elimden tuttun ve kaldırdın beni annecim bezimi değiştir lüffen diyerek mecbur kalktık görevimizi yerine getirmek için....

Akşam ki diyaloğumuz

Ç: Anne ben seni çok seviyorum
Ç: Anne ben seni çok seviyorum
A: Bende seni seviyorum aşkım
Ç: Anne ben seni çok sevmiyorum :S ( nasıl yani)

Ç: Sırıtan bir yüz ifadesi anne ben seni seviyorum oluyor sarılıyoruz birbirimize.

Geçen ay dayımı kaybettik Çağan çok sık görmedi başka şehirde olduğundan dayımı ama bir haftadır Hacı Dedemi çok seviyorum diyormuş anneme.

Ç: Anne ben hacı dedemi çok seviyorum
Ç: Hacı dede artık yok dedi anneannem bana :(
Anneme sordum o birkere sorduğunda söylemiş hacı deden yok diye unutmamışsın kuzum:(
Büyüyorsun ve hergeçengün herşeyi daha iyi öğreniyorsun . Artık ölümü de biliyorsun...

18 Ağustos 2009 Salı




















































Yine yeniden bir buluşma ayarladık. Tatlı hamişimiz Nesrin bu sefer bizi evine davet etti. Berna-Can ,ben ve Çağan dörtlüsü olarak uzun bir yolculuk sonunda Nesrinlere ulaştık .Can'ın çok uykusu olduğu için otobüse biner binmez uyudu ,Çağan ısrarla direndi ve inmemize 15-20 dk kala uyudu neyseki otobüs durunca uyandı :)
Nesrin yine güler yüzüyle karşıladı bizi yakışıklı prensi Mert ile. Çağan-Can-Mert artık birbirlerini daha iyi tanıyorlardı ve birlikte oynadılar arada ufak tefek çekişmeleri olsada iyilerdi.
Umut-Derya sonradan geldiler. Hamilelik döneminde tanıştığım ve sımsıcak bir yüreği olan Derya'yı görebilmek bugüne kısmetmiş çok tatlı çok şekerdi ikiside.
















14 Ağustos 2009 Cuma




Sevmeli insan ,sımsıcak içini ısıtırcasına sevmeli sevebilmeli...
Görmeli insan, doğruyu yanlışı ayırt edebilmeli ...
Duyabilmeli , iyiyi- kötüyü tüm çıplaklığı ile
ve kendini bilmeli , ben kimin diyebilmeli...






31 Temmuz 2009 Cuma

Çağan'ın para işlerine kafası feci basacak. Borsaya merak sarması da bu yüzden fazla gecikmeyecek. Proje tipi işlerde çok yaratıcı olacak, çünkü planlı bişeyler yapabilme ve sunabilme, başkalarını ikna edebilme yetenekleri son derece güçlü olacak. Titiz ve düzenli bi çocuk olacak. Sürekli sorular soracak. Fevkalade bir merakla herşeyi biran önce öğrenmeye çalışacak. Biran önce büyüme heveslisi olacak. O da babasına benzerliğinin de etkisiyle çok erken dönemde babasını örnek almaya başlayacak. Onun gibi konuşacak, onun gibi bakacak. Sonra da annesini babasından kıskanacak.. Güler yüzlü ve sosyal bir insan olacak. Öğrenci Klüplerinde hep başkan olacak. Organizasyonları da hep o düzenleyecek. Ha, bu arada, size de hep farklı farklı sürprizler yapacak. Anneler günü hediyelerin hep tam istediğin şeyler olacak. Öyle şeyleri hiiç atlamayacak....

Bernacım ellerine sağlık geçen sene yaptığın tahminler bu sene tuttu gerçekten.Çok iyi bir gözlemci olduğunu tekrar kanıtladın bizlere.Bende diğer arkadaşlar gibi bloga eklemeyi uygun buldum bu yazını.
Çağan şimdiden parayı biliyor ve gördüğü zaman istiyor bile kağıt para onun için Atatürk metal paranın adı para onun için.Kafasında ayrımı yapmış ve onun bir araç olduğunu biliyor simitçillik oynadığımızda ben ondan simit alıyorum hemen parasını istemeyi ihmal etmiyor benden :))
Titizlik konusu üstü yada elleri kirlenmesine tahammülü yok hemen silinsin istiyor . Yemek yerken o ellerini kaç kere siliyorum sayamıyorum artık :S
Çok meraklı özellikle telefon konuşmalarımızdan sonra "anne him oo" diye soruşu yokmu bayılıyorum. Herşeyi soruyor öğrenmek istiyor . Bir görev verildiğinde sorumluluğunu biliyor başkası onun yerine yaparsa sinirleniyor kızıyor .
Güler yüzlü ve sosyal bir çocuk Çağan, yolda tanısın tanımasın kimi görse sohbet edebilir çekinmez ...Anneye düşkünlük 1 yaşından sonra iyice arttık bazen hoşuma gitmiyor değil yani seviniyorum önceleri babaya olan düşkünlüğünden yola çıkarsak bana düşkün olmayacak diyordum,bazende istekleri yormuyor değil ...

Çağana soruyorum sen annenin nesi oluyorsun?
- bebeği yada aşkısı
Peki annenen senin neyin oluyor?
-aşkııı

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Üç Onluk


Yaş 30 üç onlukta olduk...

Çok değil daha yeni mezun oldum liseden,sabırsızlıkla 18 olmayı bekliyordum .Üniversiteye hazırlıklar,arkadaşlarla çalışıyoruz ayağına sabahlara kadar kıkırdamamız :) İlk heyecanlar....

Şimdi arkama bakıyorum da 12 sene geçmiş bile o yaşadıklarımın üstünden. Hep hayaller kurardık ben 20 yaşında 30 yaşında olunca hala birlikte olacağız eşlerimiz çocuklarımız hep birlikte ayrılmayacağız diye.... Şimdi sadece hayallerimizde kaldı onlar. ...Sabırsızlıkla beklerdik doğum günlerimizi hediyeler planlanırdı kafamızda ozamanki kısıtlı imkanlarımızla aldığımız ufak hediyeler bile nekadar mutlu ediyordu bizleri.

Ne hissediyorsun diye sorsalar büyük bir acı var yüreğimde ,yorgunluk var. Ha 30 olmuşum ha 40 bir anlamı yok artık benim için . Bir hafta içinde üst üste yaşadığım 3 acı zaten yeterli geldi bana Dayıcım,eniştem ve Ececik mekanınız cennet olsun sizleri çok seviyorum....


daha vakit var diye yazmadığımız

şiirlerdi kaldılar

yüzümüzden gelip geçti

ilk gençliğin fener alayları

yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık

büyümenin konaklama yerlerinde

nice ihanete uğradık ayrıldı yollar

ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki

dört yöne dağıldılar daha vakit var diye

dönüp de bir gün kaldığımız yerden,

hepsini birden yaşarız sandık

oysa emanetmiş bizim sandıklarımız

içlerinde kilitli kalmış onca şeyle günü geldi

aldılar nasıl kullanılacağı bilinmeyen anlardı

sonuna dek yaşamaktan korkup da kaçtığımız yerini

ve anlamını bulmayı beklerken çürüdü gitti

içimizde saklı duygularımız şimdi

yabancı bakışlara bir şey söylemeyen

karalama defterleri,bulanık anılar rüzgara,

ateşe,suya yazılmış gençliğin solgun güncesi

biz ne zaman büyüdük onlar ne zaman

yetim kaldılar tutulan güneşlerin altında

yollar geçildi dönüş yok artık

o duyarlığa yaşarken ve yazarken

yarım kalmış şiirler yarım kaldılar MURATHAN MUNGAN

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Kaybetme korkusu



Bir hevesle Cuma günü iş çıkışı Bolu'ya yola çıktık .Maksat hepbirlikte güzel bir hafta sonu geçirmekti. Saat 10 civarı Bolu da evdeydik kayınvaldemler karşıladı bizi sohbet muhabbet derken yorgunluk iyice çöktü hepimize uyumak için odalarımıza çekildik hepimiz. Havanın temizliğindenmidir nedir sabah erkenden uyandık güzelce kahvaltımızı yaptık balkonda mis gibi çam kokusu eşliğinde ... Akşam üstü için plan yapıldı ıhlamur toplamaya gidecektik. Annemler ,kayınvaldemler namazlarını kıldılar hepimiz hazırlandık çıktık dışarı. Çağan daha yolun başında anne kaka yaptım dedi rahatsız olmuş ,eve döndük diğerleri devam etti yollarına. Çağan'ın altını değiştirdim evden çıkmam ile ormanın içinden çığlıklar duydum koşmaya çalışıyorum seninle koşabilmek mümkün değil....Babamın koşarak ve ağlayarak geldiğini gördüm ne oldu dedim Onur ağaçtan düştü diyebildi sadece kalp krizi geçiriyor sandım babamı öyle görünce, elim ayağım boşaldı nereye koşacağımı şaşırdım bir tarafta babam fena diğer tarafta eşim ki henüz görememiştim yukarı çıkarken kayınvaldem su buz getirin diye bağırdı tekrar eve koştuk babamla ,bu arada babamın da elini yüzünü yıkadım kendi kendimi telkin etmeye çalışıyordum Filiz sen sakin olmalısın diye , koştuk suyu götürmeye bu sefer arabayı getir dediler ,koşarak eve gittim anahtarı arıyorum bulamıyordum bir türlü ,neyse sonunda buldum koştum bu seferde her zaman çalıştırdığım arabayı çalıştıramadım .... eşimin abisi koşarak geldi Filiz yollar virajlı sen paniklisin ben kullanayım dedi indim koşarak bir yandan da babamın kolundan tutarak onurun yanına gitmeye çalışıyorum ufacık bir yokuş ama çıkamadım ayaklarım kesildi resmen anneme seslendim kolumdan tuttu çekti beni yanına anca öyle gidebildim eşimin. Yukarı çıkarmışlar başından aşşağıya su dökük hemen bilinci yerinde değildi ,tşörtünü kaldırdım sol tarafı mosmor gözüküyordu iç kanamadan korktum apar topar arabaya koyduk hemen hastaneye ... O yol bitmek bilmedi bilinci yerinde değil ızdırabı fazla ben ağlıyorum bir yandan buz koyuyorum morluklarına bayılacak gibi oluyor yüzünü yıkıyorum uyutmamaya çalışıyorum Allahım çok zor dakikalardı benim için kucağımda eşim yarı baygın halde ......

Hastanede röntgenleri çekildi müdahalesi yapıldı Allaha şükür korkulacak birşey yoktu ama tabi ağrısı ızdırabı büyüktü eziklerden kaynaklanan kolay değil 6-7 mt aşağıya düştü.Hepimiz büyük bir korku atlattık ne hayallerle gittiğimiz hafta sonu tatilinde nasıl döndük yine verilmiş sadakamız varmış diyoruz Allaha şükür önemli bir sorun olmadı .

Üstümdeki şoku daha yeni atabiliyorum. Orda sakin görünmeye çalıştım birde sanırım düştüğü anı görmediğim için diğerlerine göre daha sakin davrandım ,annemi babamı yatıştırmak kolay olmadı çünkü. Allahım sana şükürler olsun eşime birşey olmadı...

29 Haziran 2009 Pazartesi

annenin korkusu

Korkuyorum ,araştırdıkça daha da korkmaya başladım.... Sünnet olurken doktorun gömük penis , ilerde düzelicek demişti ama aradan kaç ay geçmesine rağmen düzelmedi . Benim içim rahat etmedi, araştırdım üroloğa götürdüm hafta sonu seni ve o doktorda aynısını söyledi ergenlik dönemine kadar düzelicek .Okadar uzun sürmez umarım ilersi için senin açından sıkıntı çıkmasını istemiyorum :(

11 Haziran 2009 Perşembe

Yaz dönemi bizim en yoğun olduğumuz,sürekli koşturma yaşadığımız bir dönem haline geldi artık.Ne yalan söyleyeyim zorlanıyorum :( Bu sene seni kreşe verecektik , hatta okadar aramalarım sonucunda sana ve bizim isteklerimize cevap veren en iyi kreşi bulduk anlaştık.. Bir hafta sonu seni kreşe götürdük sadece öğretmenin olmasından kaynaklandı diyorum baban inkar etsede buna senin ağlamana dayanamadı(k) ve bu senede yazın anneannenin sana bakmasını uygun bulduk. Bu kararda ne kadar doğru düşündüğümüzü inan henüz bende bilmiyorum. Bir hafta oldu anneanneye gideli ,dedeyi ,anneanneyi , teyze ve kuzenlerini çok seviyor anlaşıyorsun ama sanırım alışma döneminde akşamları arabaya binelim atta gidelim diye ağlama krizlerine giriyorsun.Geçen akşam tam 2 saat aralıksız ağladın ve bağırdın. Battaniyede salla diyorsun sallıyoruz baban ile hayır anne sallasın:S ,sallamaya çalışıyorum kollarım kopuyor ; baban alıyor kıyamet koparıyorsun yada tam tersi .Su istiyorsun getiriyoruz hayıııı diye basıyorsun yaygarayı , götüüür emrini veriyorsun götürüyoruz suyu sonra tekrar istiyorsun su getir diye şaşırıp kalıyoruz baban ve bütün aile fertleri ile birlikte. Evde tam anlamıyla seferberlik ilan ediyorsun otur diyorsun oturuyoruz kalk kalkıyoruz en sonunda bir dondurma ile oda Ege ablan verecek diye tutturup onun vermesi ile sustun sakinledin . Sonra mı? Sonra sen nasıl uyudun hatırlamıyorum ben koltukta sızmışım... Sabah babana sordum sende koltuğa yatmanla uyuman bir olmuş okadar uykun vardı ki etrafında hepimizi asker ettin :)


Fisun ablamlarla Nisan ayında bir hafta sonu gittiğimiz Tuzla sahilinde Zeynep ve Çağan oynarken çektiği fotolar yeni ulaştı elime hemen ekliyorum ... kuzenler hepbirlikte oynarken :)













4 Haziran 2009 Perşembe








Hafta sonu kankalar buluşmasına gittik. Gitmek isteyip te birtürlü fırsat olmayan,yada hep aksilikler çıkan buluşmamızı sonunda yaptık. Berna çok sıcak karşıladı bizi,Can zaten ayrı bir tatlı ve yakışılıydı maaşallah . Sonra Nesrin ve yakışıklı prens Mert geldi canım benim ikisi de okadar tatlı ki...
Çocuklar yine tekbaşlarına oyuncaklarla oynamayı tercih etselerde arada bizler müdahale etmeden duramadık :) Sen genelde tüm arabaları kucakladın vermek istemedin Can ile Merte biraz bozuldular tabiki ama neyseki orta yolu buldunuz oynadınız birlikte.
Tabi sen öğlen uykusu uyumadığın için yorgun düştün ve koltukta uyuya kaldın oyuncakların zevkinide Can ve Mert doya doya çıkarmış oldular bu sayede :)





12 Mayıs 2009 Salı

Benim annem güge annemm


Seninle geçirdiğim bu 3. anneler günü .Hergün anne olmanın ne demek olduğunu bana daha iyi anlatıyorsun. Anneler günü gelmeden sana şarkı ezberlettim :) Tabi tam söylemeni beklemiyordum senden , ama okadar güzel yarım yarım söylüyorsun ki, benim ağzımın kulaklarıma varmasına sebep oluyorsun.

Benim annem gügee annemm beni al kolayına :)

Buda benim bu seneki anneler günü hediyem oldu ,birde en güzelinden kucaklama ve öpücük dünyalara değişmem bunları.

24 Nisan 2009 Cuma

Atatürk Ölmedi Yüreğimizde Yaşıyor


Bu sıralar bana aşırı düşkünlüğün olmaya başladı. Gece uyandığın da bile baban seni almaya gitse ,babana gitmek istemiyor, anne diye ağlıyorsun. Baban, tamam oğlum anneye götüreceğim seni diyor ,yanıma yatırıyor ,ozaman susuyor ağlamayı bırakıp anne diyorsun sırtını dönüp uykuna kaldığın yerden devam ediyorsun .
Özlüyorsun ,bende çok özlüyorum . Ama işte kocaman bir ama var ortada. Birgün sende anlayacaksın beni biliyorum. Şu varki büyüyünce annem benimle ilgilenmedi sürekli çalıştı demeyeceksin aşkım. Her anım seninle her anım senin canım oğlum.
Biraz havayı dağıtalım dimi ama:)

Babaanneye takmış vaziyettesin . Önceden baba diyordun şimdilerde Hatice aşağı Hatice yukarı arkadaşın gibi çağırıyorsun . Bu olay biraz belki rahatsız etsede babaanneni, biraz da hoşuna gitmiyor değil. Yalnız annene demeni duysa kesin çıldırırdı :)
Tek babaanneni değil bizlerede zaman zaman babana onuu, bana bibizz diye sesleniyorsun :) Öğreniyorsun güzel oğlum herşeyi kapıyorsun işte . Bu biraz da bizim konuşmalarımızdan kaynaklanıyor artık, babaanne bizim dilimizde de Hatice olarak kaldı birşey değil sonradan benim aramda bozulmasın ;)

Az daha unutuyordum , babaannen sana soyadını öğretmiş Çağan dediğimizde naan ali adodu diyorsun okadar hoşumuza gidiyor ki.... Senin bu şekilde konuşmaların ,hareketlerin,ifadelerin minik prensim benim.

Veee
Her 23 Nisan da bayrama götürürdüm seni ama bu sefer olmadı , olamadı ,gidemedik. Üzülmedim desem yalan olur. O atmosferi yaşamanı,görmeni,bayrağı seninde coşkuyla sallamanı istiyordum.Başka 23 Nisan'a deyip kaldı :(

Ama sen Atatürk'ü biliyorsun ,tanıyorsun .

O ölmedi yüreğimizde yaşıyor.

21 Nisan 2009 Salı

Anne du betlee

Artık akşamları seni uyutmak sorun oluyor.Önceden uykun gelince mızırdanırdın yatacak yer arardın.Şimdi direniyorsun, ne yapsam uyumasam diye. Birlikte yatağa yatıyoruz ,ben sana ninni söylüyorum sen fırlıyorsun yataktan, anne duu betleee diyip işaret parmağıyla temkin veriyorsun ben ise yatakta bekleyen bir tip :) Bir bakıyorum elinde arabaların yatağın üstünde otoparkçılık oynuyor olarak buluyorum kendimi ,toparlanıp hadi artık uyku zamanı diyorum uykum yok diyorsun bu seferde. Hadi annecim kitaplarını getir masal okuyayım sana diyorum yine işaret parmağın havada duu betlee koşarak odandan kitaplarını alıyorsun ben başlıyorum okumaya sonra elimden alıp sen devralıyorsun ve kendince beni taklit ederek okumaya başlıyorsun.
En sonunda sende bende pes ediyoruz artık yatalım diyoruz örtüyü üstümüze çekip ışığı kapatıp 1-2-3 demeden sen uykuya dalıyorsun nihayet.

17 Nisan 2009 Cuma

Şans,Uğur hep seninle olsun...



Karışık duygular içindeyim. Belki yaşanması gereken şeyler, insanları tanıyabilmek için yaşamamız gereken olaylar hepsi. Kimisi acı verir,kimisi de mutluluk....

Geçen akşam akraba ziyareti yaptık . Ordaki çocuklarla oynarken ,birden çığlığın geldi fırladım hemen. Yatağın üstünde hoplarken düşmüş ,gözünün kenarını kanatmıştın .Allahtan gözüne batmamış ..Çocuklarla oynuyorsun diye müdahale etmek istememiştim kendime de kızdım tabi ama olan oldu :( Ağlayarak eve geldik pansuman yaptık .Neyseki bugün daha iyi kızarıklık geçiyor .Nazara bilmiyorum inanırmısınız?O akşam Çağan için birçok övgüler aldık ve sonrasında bu olay oldu .Bütün gece uykusunda ağladı .Ne zaman birisi birşey dese o gece biz nöbetçi oluruz mutlaka .Tesadüf mü gerçekten nazar mı bilinmez ama bence nazar .....

Şansın ,uğurun hep seninle olsun .

3 Nisan 2009 Cuma

zaman




Sana her bakışımda içimden birşeyler akıyor.Geçen zamanı düşünüyorum ,öyle hatıylayamayacağım çook uzun bir zaman diyemeceğim kadar kısa bir zaman işte 2 sene.Bu iki sene içinde sen öyle hızlı büyüdün ki bazen sana yetişemiyorum .Sana her sarılışımda Allaha şükür ediyorum seni bana verdiği için.


Büyüyorsun meleğim hemde çok hızlı ,herşeyi artık papağan gibi tekrarlıyorsun.Söylenenleri artık anlıyor ve uyguluyorsun. .Aslında bu 2 sene içinde hayatımı öyle bir değiştirdin ki ... Her anım seninle ,her anım senin oldu artık.



Geçen akşam evde giydiğin ayakkabılarını kaldırmışsın kutularına ve yerine koymuşsun.Babana sorduğumda hayır ben kaldırmadım dedi ,ende kaldırmamıştım tertipli oğlum koymuşsun yerine . Dışardan geldiğimizde odanın duvarına taktığım askılığına artık montunu takıyorsun :)



Seninle okadar çok şey yapıyoruz ki , çamaşırları birlikte yerleştiriyoruz makinaya,birlikte asıyoruz sonra yıkananları,masayı birlikte kuruyoruz ve topluyoruz,evi süpürüyor tozları alıyoruz :) ve sen birlikte birşeyleri yapma mutluluğunda ,ben ise senin başarabilmeni görme sevincinde...





anne-anne
baba-baba
top-pop
fark var- bak vaa
istemiyorum-isteminimı
hayır-hayııy
evet-eveet
köpek-töpek
kedi-tedii
iki-idi
üç-üç
pilav-pila pila
süt-nüt
su-nu
bıybıy-bizim tabirimizce bıcı bıcı :) çağan ca yıkanmak,yıkamak
patates-pata
elma-elma
eda-ada
pınar-mınar
esra-eşya
hatice-hatce
babaanne-babane yada baba anne ama en kısasını seçiyorsun baba :)
hamur-amuuu
ver-vevv
abla-abvaa
abi-abii
var-vavv
gol- gooo

şuan aklıma gelmeyen bir sürü şeyi artık söyleyebiliyorsun artık .


Zaman sen nelere kadirsin....

25 Mart 2009 Çarşamba

İDİ YAŞINDAYIM








Biraz sönük olsada bu seneki doğum günün , bir mum üflemek seninde hakkın diye düşündüm .

Her ne kadar anneannen -deden ,teyzelerin ve kuzenlerin yanımızda olmasalarda biliyorum ki onlar kalplerinde bizimleydiler bugün.



Hepinizi çok seviyoruz iyiki varsınız.









Sen üflerken mumlarını ben senin için sağlık ,mutluluk diledim annem. İyi ki doğdun kuzum .İyi ki benim bir parçamsın seni çok seviyorum annem doğum günün kutlu olsun aşkların en güzeli.

24 Mart 2009 Salı

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN YAVRUM

İki yıl önce ,bugün ,bu saatlerde doğumhane kapısından içeri ağlayarak ve birazda korku ile giriyordum . Ağlıyordum çünkü korkuyordum nedeni bilinmez bir şekilde ... Dualar okuyordum biryandan ama hiçbirinin sonu gelmiyordu okadar çok heyecanlıydım ki. Doktorum hazırmısın dediğinde bile sadece Allahım sen bana yardım et diyebildim ve 3-2-1 hiçbirşey hatırlamıyorum oysaki direnecektim bayılmamaya çalışacaktım :)

Uyandığımda herşey bitmişti odaya çıkardılar , ufak bir sorun yaşamama rağmen seni kucağıma verdikleri zaman ne acı ,ne yaşadığım sıkıntı hiçbirşey gözümde yoktu hepsi geçmişti bir anda okadar miniktin ki. Ağlıyordum bu sefer sevinçten mutluluktan . Çünkü sağlıklıydın kucağımdaydın .O minicik kafanı göğsüme sokuşun ve emişin dünyalara bedeldi inan.

Bana anneliği ,bu kutsal görevi yaşattığın için sana minnettarım .


Günler seninle su gibi akıp geçti uykusuz geceler,diş çıkarmaların,ateşlenmelerin ,yürümen,konuşman ,ilk doğum günü telaşını nasıl yaşadım bilemezsin.Hepsi ayrı telaş ayrı bir sevinç üzüntüydü benim için.

Doğum günün kutlu olsun mucizem, hayatında sağlık,mutluluk,huzur,başarı hep seninle olsun.Hep iyilerle karşılaş bitanem.

Seni çok ama çok seviyoruz kuzum.

annen-baban

19 Mart 2009 Perşembe

Hayata en güzel penceden bakmak


Annesinin bitanesi .Tarifi mümkün değil yaşadıklarımın ,bana yaşattıklarının. .. Tek şunu biliyorum ki artık ben senin için yaşıyorum ,ne yapıyorsam senin için yapıyorum. Hayat okadar kısa ve yaşamaya değer ki . Sadece sana kuzum söylemek istediklerim; aileni sev,kendi verdiğin değerler üzerinde dur ,haksızlık yapma ,haksızlığa tahammül etme ,yaşam çok kısa yaşamayı ama en güzel mutlu sağlıklı şekilde yaşamayı bil.


Dayımın hasta haberini aldığım şu iki günden beri kendimi toparlayamıyorum. Dedemi hiç görmedim ben tanımıyorum belkide dede gibi sevdim dayımı bilmiyorum. Şuan yoğum bakımda nasıl olur bilmiyorum bu gece yanına gideceğiz Allahtan umut kesilmezmiş biliyorum ama......



Sevdiklerimiz tek tek gidicek yaşamımız boyunca sen hep dik durmayı başarmalısın kuzum.
Üzüleceksin ama buda yaşamın parçası demesini de bileceksin. Doğum gününe az kalmışken bunları sayfana yazmayı istemezdim ama hayat zor gerçekten zor ve sen büyüyorsun.
Hayatın ,yaşamın seni üzmesine izin verme sakın.