24 Aralık 2009 Perşembe
İyice konuşuyorsun çaktırmadan kameraya çekeyim desem hemen farkediyorsun oda kalıyor.
Sana yeni yeni şarkılar ,şiirler öğretiyorum ezberin kuvvetli olacak birkaç kere bana tekrarlatıyor sonrasında seninle birlikte söylüyoruz.
İlk minik kuş,ali baba, benim annemi öğrendin ayları sırasıyla sayıyorsun hangi ayda doğduğunu biliyorsun sadece babanın doğduğu ayı karıştırıyorsun. Andımızı ve saat dokuzu beş geçeyi öğrendin okulda sanırım cumaları söylüyorsunuz istilal marşınıda okuyabiliyorsun biraz.
Yeni birşey öğrenmişsin okulda hafta sonu yatakta seninle boğuşurken yaptın bayıldım çok hoşuma gitti hemen yazıyorum.
Parmaklarınla sayıyorsun 1 can ,2 can , 3 can ,4 can ,5 can işte bu da benim amcam :)
( işaret parmağınla göstererek :)) )
Dün akşam Caılluo cdsini aldım sana, bir bölümünde kreşe gidiyordu annesinden ayrılıyor arkadaş edinmeye çalışıyor falan bir baktım dudakların büküldü ağlamaklı oldun içlendin anne dedin sarıldın bana kendini gördün sanki yavru kuşum benim sen benim biriciğimsin.
16 Kasım 2009 Pazartesi

Anaokullu olduk sonunda. Uzun uğraşlar, aramalar sonucunda en sonunda istediğimiz gibi bir okul bulduk. Neredeyse bir ay olacak okula başlayalı ama tahminimizden daha çabuk alışıyorsun birşeylere.
Artık sabahları hepbirlikte çıkıyoruz evden okula bırakıyorum seni ,zaman zaman ayrılıklarımız hüzünlü olsada emin ol böylesi senin için daha verimli olacaktır,oluyor da...
Geçen hafta sonu oyun hamurlarını verdim eline oynadın sonra sıkılmış olmalısın ki yada başka birşeyle oynacaktın herhalde verdiğim hamurları alıp dolabına kaldırmışsın çok şaşırdım önceden bukadar değildin,yapıyordun ama söyleyince şimdi kendin kaldırman çok hoşuma gitti.
Birşey istiyorsun anne biraz alayım vericem diyorsun ve oynadıktan sonra tekrar veriyorsun hır gür çıkarmadan...
Parmak boyası yapıyorsun normalde ellerin kirlensin istemezsin ben sana boya aldığımda yaptıramamıştım ama şimdi eve yaptığın resimlerin gelince gururla duvara asıyoruz hepsini,sonra karşısına geçip nasıl yaptığını anlatıyorsun ve bunu ben yaptım diyorsun:))
Şarkıları birlikte söylüyoruz ,ayları sayıyoruz seninle oyunlar oynuyoruz güzel vakit geçiriyoruz.
Okul senin için verimli olacak kuzum. Belki bana büyüdükçe kızacaksın çalışıyorum diye ama herşey daha iyi bir geleceğin için emin ol.
Seni çok seviyoruz bitanem.
21 Ekim 2009 Çarşamba
Beze Veda

Evet oğlum sonunda 2,5 senedir hayatımızın bir parçası olan beze veda ettik. Sen bu tarz vedalara sanırım bizden daha çabuk alışıyorsun . İlk önce anne-babadan ayrılığa,sonra emziğe veda da ve şimdide beze vedalara .Ben her seferinde zor olacak yapamayacağız dediğim şeyleri sen aksine daha bir olgunlukla karşılayıp beni bir kere daha yanıltıyor, mutlu ediyor ve gurur duyuyorum seninle. Aferim minik aşkım bununda üstesinden geldin artık.
16 Ekim 2009 Cuma
Kumbara

Daha önceden babanla elimize geçen bozuk paraları attığımız bir kumbaramız vardı tabi sana diye aldığımız. Daha çok küçük olduğundan sana öğretmemiştim kumbarana parayı atman gerektiğini. Geçen akşam bozuk para vardı elimde ve sen bozuk paraya payaa,kağıt paraya Atatürk diyorsun ( üstündeki resminden dolayı )
anne paya ver dedin
verdim onlarla oynadın bir süre sonra hadi annecim gel bu paraları kumbarana atalım , odana yöneldik kumbaranı gösterdim buraya paraları atalım çok paran olsun sana araba alalım dedim .
-Tamam anne diyerek zevkle attın paranı kumbarana.
Bir sonraki akşam işten geldim aramızda geçen diyalog aynen şöyle :
Ç: Anne sen işe gittin Atatürk kazandın mı?
A: Evet oğlum işe gittim Atatürk kazandım.
Ç: Anne bana paya vercen mii?
A: Ne yapacaksın parayı?
Ç: Kumbarama atacağım,araba ,motoy,yarış aabası alacağım dedi
A: Tabi bende bozuk para olmadığı için babana yönlendirdim gittin babandan aldığın gibi parayı
kumbarana attın .
Para biriktirmeyi de öğrendin kuzum ,şimdi en azından bekleyebilirsek doğum gününe kadar yada yılbaşına kadar biriktirdiğin paranla gidip istediğin oyuncağı alacaksın .
16 Eylül 2009 Çarşamba
park sefamız
14 Eylül 2009 Pazartesi

Tatil dönüşü telaşlar,üzüntüler derken bilgisayara aktarmaya fırsatım olmayan fotoğrafları sonunda aktardım ve içlerinden en çok beğendiklerimi burada ekleyeyim dedim...
İşte bir haftalık tatilimiz olan yalnız sadece 3 gün tatil yapabildiğimiz fotolarımız ( hayat insana herşeyi yaşatıyor )

Tatil güzeldi ,seviyorduk burayı sanki içimdeki ses bana buraya aitsin,burada yaşamalı ve buranın havasını solumalısın diyordu...
İlk önce bu şirin sincap karşıladı bizi duvarda ,daha sonra mı bakın isterseniz neler göreceksiniz
1 Eylül 2009 Salı
anne-kız üzerine
Sabah bulaşık yıkarken ellerimin annemin ellerine ne kadar benzediğinifark ettim. Benzemekten de öte; tıpatıp aynısı olmuşlar.. Ergenlik çağlarımda (hakikaten çekilmez bir yeniyetmeydim) anneminellerine sinir olurdum.Ya da şöyle diyelim: Sinir olduğum bir milyon sekiz yüz kırk altı şeydenbiri de annemin elleriydi.Kadıncağızın beni sinir etmek için ellerine özel olarak yaptığı bir şey deyoktu.Uzun kırmızıya boyanmış cadı tırnakları falan veya lime lime olmuş tırnaketleri gibi bir durum da yoktu.Sadece şekilsizdi. Yani güzel değildi. Ve ben buna sinir olurdum.'Hah' dedim kendi kendime 'şimdi senin de bir sıpan olsaydı o da sinirolacaktı ellerine. Yeterince güzel değilmiş diye..'Şimdi ise o eller biraz daha elimin içinde kalsın diye ne numaralarçekiyorum...Yok üşüdüm, tutsana elimi, yok kremi fazla sürdüm, alsana birazını,tırnakların uzamış, törpüleyeyim mi..Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çokbenziyorum.Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsasıkılıyorum.Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum.Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım.Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum. Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor, hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadanilerleyemiyorum artık. Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne debaşlayamıyorum. Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmışsayıyorum kendimi. Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum. Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artıkher gün sabah akşam sürüyorum. Üstelik fındık tanesi kadar miktar, oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimelise kurumak üzere.. Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmamane diyorsunuz? Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsamkapatıp cup yatağa giriyor olmama? Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımayabaşlamama? Ben de şaşırıyorum ama gerçek. Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorumartik!... Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacakmıyım acaba? Aklımın almadığı tek şey bu. Bütün dolap içleri yıkanmış, kurulanmışyoğurt kaplarıyla dolu. Hepsi küçük kuleler şeklinde üst üste dizilmiş, kuzu kuzu bekliyorlar. .Kapakları da elbette mevcut. Onlarca değil yüzlerce! Ne diyeyim... Bir gün elimdeki yoğurt kabını deterjanlarken anlarım herhalde kapbiriktirmenin esbab-ı mucibesini.. . *** Bu yazıyı geçen sene yine bu günlerde yazmıştım.. 'Anneler günü' vesilesiyle biraz değiştirerek yeniden yayınlamakistedim.. Çünkü hatırlatmak istedim ki annelerimizde kızdığımız, kırıldığımız,dalga geçtiğimiz, hafife aldığımız, lüzumsuz gördüğümüz, saçma bulduğumuz ne kadar huy, alışkanlık, arzu,istek varsa bir gün hepsini kendimiz de edineceğiz . şakanızı, siteminizi yaparkenbunu unutmayın istedim. Üstelik bazen sadece alışkanlıklar değil bahtlar da annelerden kızlaramiras kalabiliyor. İyi veya kötü.. Onları eleştirirken, yargılarken bunu da düşünün istedim.. Çünkü.. Ben.. Artık.. Yoğurt kaplarını biriktirmeye başladım..
21 Ağustos 2009 Cuma
Bu sırada sen tabi bezine doldurma işlemini gerçekleştirmişsin ,teyzen her ne kadar gel değiştireyim dese de seni ikna edemedi .Sen inatla annem değiştirecek dedin ve başıma geldin
-anne lüffen uyumaaa ,bezimi değiştirr ( tabi bunu kızgın bir ifadeyle söylüyorsun lüffene aldan mayın)
-oğlum hasta oldum uyuyorum desem de yok faydasız.
-elimden tuttun ve kaldırdın beni annecim bezimi değiştir lüffen diyerek mecbur kalktık görevimizi yerine getirmek için....
Akşam ki diyaloğumuz
Ç: Anne ben seni çok seviyorum
Ç: Anne ben seni çok seviyorum
A: Bende seni seviyorum aşkım
Ç: Anne ben seni çok sevmiyorum :S ( nasıl yani)
Ç: Sırıtan bir yüz ifadesi anne ben seni seviyorum oluyor sarılıyoruz birbirimize.
Geçen ay dayımı kaybettik Çağan çok sık görmedi başka şehirde olduğundan dayımı ama bir haftadır Hacı Dedemi çok seviyorum diyormuş anneme.
Ç: Anne ben hacı dedemi çok seviyorum
Ç: Hacı dede artık yok dedi anneannem bana :(
Anneme sordum o birkere sorduğunda söylemiş hacı deden yok diye unutmamışsın kuzum:(
Büyüyorsun ve hergeçengün herşeyi daha iyi öğreniyorsun . Artık ölümü de biliyorsun...
18 Ağustos 2009 Salı
31 Temmuz 2009 Cuma
Bernacım ellerine sağlık geçen sene yaptığın tahminler bu sene tuttu gerçekten.Çok iyi bir gözlemci olduğunu tekrar kanıtladın bizlere.Bende diğer arkadaşlar gibi bloga eklemeyi uygun buldum bu yazını.
Çağan şimdiden parayı biliyor ve gördüğü zaman istiyor bile kağıt para onun için Atatürk metal paranın adı para onun için.Kafasında ayrımı yapmış ve onun bir araç olduğunu biliyor simitçillik oynadığımızda ben ondan simit alıyorum hemen parasını istemeyi ihmal etmiyor benden :))
Titizlik konusu üstü yada elleri kirlenmesine tahammülü yok hemen silinsin istiyor . Yemek yerken o ellerini kaç kere siliyorum sayamıyorum artık :S
Çok meraklı özellikle telefon konuşmalarımızdan sonra "anne him oo" diye soruşu yokmu bayılıyorum. Herşeyi soruyor öğrenmek istiyor . Bir görev verildiğinde sorumluluğunu biliyor başkası onun yerine yaparsa sinirleniyor kızıyor .
Güler yüzlü ve sosyal bir çocuk Çağan, yolda tanısın tanımasın kimi görse sohbet edebilir çekinmez ...Anneye düşkünlük 1 yaşından sonra iyice arttık bazen hoşuma gitmiyor değil yani seviniyorum önceleri babaya olan düşkünlüğünden yola çıkarsak bana düşkün olmayacak diyordum,bazende istekleri yormuyor değil ...
Çağana soruyorum sen annenin nesi oluyorsun?
- bebeği yada aşkısı
Peki annenen senin neyin oluyor?
-aşkııı
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Üç Onluk

8 Temmuz 2009 Çarşamba
Kaybetme korkusu

Bir hevesle Cuma günü iş çıkışı Bolu'ya yola çıktık .Maksat hepbirlikte güzel bir hafta sonu geçirmekti. Saat 10 civarı Bolu da evdeydik kayınvaldemler karşıladı bizi sohbet muhabbet derken yorgunluk iyice çöktü hepimize uyumak için odalarımıza çekildik hepimiz. Havanın temizliğindenmidir nedir sabah erkenden uyandık güzelce kahvaltımızı yaptık balkonda mis gibi çam kokusu eşliğinde ... Akşam üstü için plan yapıldı ıhlamur toplamaya gidecektik. Annemler ,kayınvaldemler namazlarını kıldılar hepimiz hazırlandık çıktık dışarı. Çağan daha yolun başında anne kaka yaptım dedi rahatsız olmuş ,eve döndük diğerleri devam etti yollarına. Çağan'ın altını değiştirdim evden çıkmam ile ormanın içinden çığlıklar duydum koşmaya çalışıyorum seninle koşabilmek mümkün değil....Babamın koşarak ve ağlayarak geldiğini gördüm ne oldu dedim Onur ağaçtan düştü diyebildi sadece kalp krizi geçiriyor sandım babamı öyle görünce, elim ayağım boşaldı nereye koşacağımı şaşırdım bir tarafta babam fena diğer tarafta eşim ki henüz görememiştim yukarı çıkarken kayınvaldem su buz getirin diye bağırdı tekrar eve koştuk babamla ,bu arada babamın da elini yüzünü yıkadım kendi kendimi telkin etmeye çalışıyordum Filiz sen sakin olmalısın diye , koştuk suyu götürmeye bu sefer arabayı getir dediler ,koşarak eve gittim anahtarı arıyorum bulamıyordum bir türlü ,neyse sonunda buldum koştum bu seferde her zaman çalıştırdığım arabayı çalıştıramadım .... eşimin abisi koşarak geldi Filiz yollar virajlı sen paniklisin ben kullanayım dedi indim koşarak bir yandan da babamın kolundan tutarak onurun yanına gitmeye çalışıyorum ufacık bir yokuş ama çıkamadım ayaklarım kesildi resmen anneme seslendim kolumdan tuttu çekti beni yanına anca öyle gidebildim eşimin. Yukarı çıkarmışlar başından aşşağıya su dökük hemen bilinci yerinde değildi ,tşörtünü kaldırdım sol tarafı mosmor gözüküyordu iç kanamadan korktum apar topar arabaya koyduk hemen hastaneye ... O yol bitmek bilmedi bilinci yerinde değil ızdırabı fazla ben ağlıyorum bir yandan buz koyuyorum morluklarına bayılacak gibi oluyor yüzünü yıkıyorum uyutmamaya çalışıyorum Allahım çok zor dakikalardı benim için kucağımda eşim yarı baygın halde ......
Hastanede röntgenleri çekildi müdahalesi yapıldı Allaha şükür korkulacak birşey yoktu ama tabi ağrısı ızdırabı büyüktü eziklerden kaynaklanan kolay değil 6-7 mt aşağıya düştü.Hepimiz büyük bir korku atlattık ne hayallerle gittiğimiz hafta sonu tatilinde nasıl döndük yine verilmiş sadakamız varmış diyoruz Allaha şükür önemli bir sorun olmadı .
Üstümdeki şoku daha yeni atabiliyorum. Orda sakin görünmeye çalıştım birde sanırım düştüğü anı görmediğim için diğerlerine göre daha sakin davrandım ,annemi babamı yatıştırmak kolay olmadı çünkü. Allahım sana şükürler olsun eşime birşey olmadı...
29 Haziran 2009 Pazartesi
annenin korkusu
11 Haziran 2009 Perşembe
4 Haziran 2009 Perşembe
12 Mayıs 2009 Salı
Benim annem güge annemm

24 Nisan 2009 Cuma
Atatürk Ölmedi Yüreğimizde Yaşıyor

Özlüyorsun ,bende çok özlüyorum . Ama işte kocaman bir ama var ortada. Birgün sende anlayacaksın beni biliyorum. Şu varki büyüyünce annem benimle ilgilenmedi sürekli çalıştı demeyeceksin aşkım. Her anım seninle her anım senin canım oğlum.
Biraz havayı dağıtalım dimi ama:)
Babaanneye takmış vaziyettesin . Önceden baba diyordun şimdilerde Hatice aşağı Hatice yukarı arkadaşın gibi çağırıyorsun . Bu olay biraz belki rahatsız etsede babaanneni, biraz da hoşuna gitmiyor değil. Yalnız annene demeni duysa kesin çıldırırdı :)
Tek babaanneni değil bizlerede zaman zaman babana onuu, bana bibizz diye sesleniyorsun :) Öğreniyorsun güzel oğlum herşeyi kapıyorsun işte . Bu biraz da bizim konuşmalarımızdan kaynaklanıyor artık, babaanne bizim dilimizde de Hatice olarak kaldı birşey değil sonradan benim aramda bozulmasın ;)
Az daha unutuyordum , babaannen sana soyadını öğretmiş Çağan dediğimizde naan ali adodu diyorsun okadar hoşumuza gidiyor ki.... Senin bu şekilde konuşmaların ,hareketlerin,ifadelerin minik prensim benim.
Veee
21 Nisan 2009 Salı
Anne du betlee
En sonunda sende bende pes ediyoruz artık yatalım diyoruz örtüyü üstümüze çekip ışığı kapatıp 1-2-3 demeden sen uykuya dalıyorsun nihayet.
17 Nisan 2009 Cuma
Şans,Uğur hep seninle olsun...

Karışık duygular içindeyim. Belki yaşanması gereken şeyler, insanları tanıyabilmek için yaşamamız gereken olaylar hepsi. Kimisi acı verir,kimisi de mutluluk....
Geçen akşam akraba ziyareti yaptık . Ordaki çocuklarla oynarken ,birden çığlığın geldi fırladım hemen. Yatağın üstünde hoplarken düşmüş ,gözünün kenarını kanatmıştın .Allahtan gözüne batmamış ..Çocuklarla oynuyorsun diye müdahale etmek istememiştim kendime de kızdım tabi ama olan oldu :( Ağlayarak eve geldik pansuman yaptık .Neyseki bugün daha iyi kızarıklık geçiyor .Nazara bilmiyorum inanırmısınız?O akşam Çağan için birçok övgüler aldık ve sonrasında bu olay oldu .Bütün gece uykusunda ağladı .Ne zaman birisi birşey dese o gece biz nöbetçi oluruz mutlaka .Tesadüf mü gerçekten nazar mı bilinmez ama bence nazar .....
Şansın ,uğurun hep seninle olsun .
3 Nisan 2009 Cuma
zaman

Sana her bakışımda içimden birşeyler akıyor.Geçen zamanı düşünüyorum ,öyle hatıylayamayacağım çook uzun bir zaman diyemeceğim kadar kısa bir zaman işte 2 sene.Bu iki sene içinde sen öyle hızlı büyüdün ki bazen sana yetişemiyorum .Sana her sarılışımda Allaha şükür ediyorum seni bana verdiği için.
Büyüyorsun meleğim hemde çok hızlı ,herşeyi artık papağan gibi tekrarlıyorsun.Söylenenleri artık anlıyor ve uyguluyorsun. .Aslında bu 2 sene içinde hayatımı öyle bir değiştirdin ki ... Her anım seninle ,her anım senin oldu artık.
Geçen akşam evde giydiğin ayakkabılarını kaldırmışsın kutularına ve yerine koymuşsun.Babana sorduğumda hayır ben kaldırmadım dedi ,ende kaldırmamıştım tertipli oğlum koymuşsun yerine . Dışardan geldiğimizde odanın duvarına taktığım askılığına artık montunu takıyorsun :)
Seninle okadar çok şey yapıyoruz ki , çamaşırları birlikte yerleştiriyoruz makinaya,birlikte asıyoruz sonra yıkananları,masayı birlikte kuruyoruz ve topluyoruz,evi süpürüyor tozları alıyoruz :) ve sen birlikte birşeyleri yapma mutluluğunda ,ben ise senin başarabilmeni görme sevincinde...
anne-anne
baba-baba
top-pop
fark var- bak vaa
istemiyorum-isteminimı
hayır-hayııy
evet-eveet
köpek-töpek
kedi-tedii
iki-idi
üç-üç
pilav-pila pila
süt-nüt
su-nu
bıybıy-bizim tabirimizce bıcı bıcı :) çağan ca yıkanmak,yıkamak
patates-pata
elma-elma
eda-ada
pınar-mınar
esra-eşya
hatice-hatce
babaanne-babane yada baba anne ama en kısasını seçiyorsun baba :)
hamur-amuuu
ver-vevv
abla-abvaa
abi-abii
var-vavv
gol- gooo
şuan aklıma gelmeyen bir sürü şeyi artık söyleyebiliyorsun artık .
Zaman sen nelere kadirsin....
25 Mart 2009 Çarşamba
İDİ YAŞINDAYIM



Sen üflerken mumlarını ben senin için sağlık ,mutluluk diledim annem. İyi ki doğdun kuzum .İyi ki benim bir parçamsın seni çok seviyorum annem doğum günün kutlu olsun aşkların en güzeli.24 Mart 2009 Salı
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN YAVRUM
İki yıl önce ,bugün ,bu saatlerde doğumhane kapısından içeri ağlayarak ve birazda korku ile giriyordum . Ağlıyordum çünkü korkuyordum nedeni bilinmez bir şekilde ... Dualar okuyordum biryandan ama hiçbirinin sonu gelmiyordu okadar çok heyecanlıydım ki. Doktorum hazırmısın dediğinde bile sadece Allahım sen bana yardım et diyebildim ve 3-2-1 hiçbirşey hatırlamıyorum oysaki direnecektim bayılmamaya çalışacaktım :)
19 Mart 2009 Perşembe
Hayata en güzel penceden bakmak















